|
Aklı çok karışıktı genç kadının. Doktorun söylediği doğum zamanı iyice yaklaşmıştı. Ama anne olmanın tatlı heyecanı yerini doğum korkusuna bırakmıştı. Daha dün akşam annesi en iyisinin normal doğum olduğunu söylemişti. Oysa yan komşusu 3 ay önce normal doğum yapmış 3 gün boyunca çektiği acıları anlata anlata bitirememişti, 1 hafta poposunun üzerine oturamamıştı. Öte yandan 6 ay önce teyzesinin kızı kendi isteğiyle sezaryan olmuştu ama ameliyat sonrası çok ağrısı olmuştu; daha yeni yeni kendini toparlıyordu. Ama bir arkadaşından dan normal doğum sırasında bebeğini oksijensiz kaldığı için sağlıksız doğma tehlikesi olduğunu öğrenmişti Doktoru o’na normal doğumu öneriyor ama isterse sezeryan olabileceğini söylüyordu. TV’de izlediği bir programdaki doktor ise sezeryanın konforundan söz ediyordu
Normal doğum yapsa vajinası genişleyecek o bölgede çok sayıda dikişi olacaktı. Sezeryan olursa ise hem içi temizlenmeyecek hem de karnı kalacaktı. Bu kadar zormuydu anne olmak? Evet sevgili okurlar belki annesiniz belkide aday; belki önceden anne oldunuz belki de daha zamanı var diyorsunuz. Ama eminimki hepiniz satır aralıranda kendimizden birşeyler buldunuz. Sonunda birine karar verdiniz, unutmayalım ki hepimizin kafası bu sorularla karıştı ve zorlandı. Bu sayımızda derginiz Avrasya, hepinizin sorularını yanıtlamak ve kuşkularınızı kaldırmak istiyor.Hiç bir uçağın havada kalmıyacağı gibi hiçbir bebek de anne karnında kalmaz mutlaka doğar. Ama nasıl? Yüzyıllardan beri doğum 2 şekilde gerçekleşir. Spantan vajinal doğum ya da seçtio denilen operasyonla doğum Etimolojik inceleme yapıldığında bu operasyonun ismini sezeryan olmasının 2 nedeni olduğu ileri sürülüyor. Birisi kesme fiilinin latincesi öteki ise ünlü Roma Imparatoru J. Sezar’ın doğumunun bu şekilde olmasıdır.
Bir gebeliğin maximum süresi 38-40 haftadır. Bu süre anne adayının gördüğü son adetin ilk gününden itibarendir. Doğumların % 90 kadarı bu aralıkta kendiliğinden başlayan eylemle gerçekleşir. Hiç bir gebenin önceden doğum şeklini bilmek mümkün değildir. Yani bazı hastaların sorduğu soruya yanıt olarak hiçbir doğumun şekli daha gebe 3-4 aylıkken belli olmaz. Bu yönde yapılan yorumlar gerçekle bağdaşmaz.
Türkiye’de kırsal kesimde % 10’lar da olan sezeryan oranı kentlerde % 25-30 lara kadar yükselir. Bunda kentlerde hasta istekleri ve doktor yönlendirmeleri de rol oynar. Önce şunu vurgulamak gerekir. Anne ve bebek sağlığı açısından iki doğum şekli de aynıdır. Doğru uygulamalar yapıldığında hiç risk yoktur. Halk arasında yapılan spekülasyonların ( karın kalıyor, için temizlenmiyor, vajina genişliyor, yarım insan oluyorsun v.s.) hiç bir yeri yoktur. Günümüzde doğum şekli konusunda verilecek kararda hasta ve eşinin fikri de alınmaktadır. Tıbbi zorunluluklar dışında kimseyi zorla sezeryana yönlendiremezsiniz. Istemeyen bir kadını zorla normal doğurtamazsınız. Dilerseniz hangi durumlarda sezeryan gerekir onları bir sayalım: 1- Hastanın petuis dediğimiz leğen kemiği çok dar ve bebeğin geçişi için uygunsuzsa ( herhangi bir dönemde yapılacak vajinal muayene bunun anlaşılmasını sağlar) 2- Bebeğin kafa çapı peluisden geçmesine engel olacak kadar büyük ya da bebek iriyse (400gr.) Bu durumda doğuma 2 hafta kala USG ile tespit edilir. 3- Bebek makat veya transvers pozisyonla presente olmuşsa, yani bebek anne karnında ters ya da yan duruyorsa. Bu da USG ile anlaşılır. 4- Bebek doğum eylemini kaldırmayacak kadar zayıf, güçsüzse ya da etrafındaki su miktarı azalmışsa 5- Annenin ıkınmasının sakıncalı olduğu durumlarda (kalp hastalığı, beyinde mevrizma, genital bölgede varisler condylom v.b. kitleler), 6- Annenin daha önceden rahimden geçirdiği operasyonlar varsa(sezeryan, myomektomi, düzeltme op. ları) 7- Plesanta (bebeğin eşi ) doğum kanalını kapatıyorsa (USG ile anlaşılır ) 8- Annenin bir an önce doğurtulması gereken durumlarda ( Hipertansiyon, Oligahidronnios, Preeklamps, Diabet v.b.) cevix (rahim ağzı) kapalı ve ----- ise.
Bu durumlarda biri olan , daha önce sezeryan geçirilmesi halinde hasta normal doğum yapabilir. Sezeryan peluis darlığına bağlı olmamışsa ve yeni gebelikde de herhangi bir sorun yoksa, hastanın sancıları başlamışsa, normal doğum hekim kontrolünde ve bir hastane de yaptırılabilir. Risk sadece % 1’dir. Ama eski sezeryanlı hastaya suni sancı uygulanmaz. Yukarıda sayılan durumlar yoksa hastanın normal doğum yapması beklenir. Hiçbir risk oluşmadan 38 haftaya kadar doğumun başlaması beklenir. Aksi durumda son 1 hafta da hekim kontrolünde günaşırı takiplerle geçirilir. 40 hafta tamamlanmasına rağmen eylem başlamazsa hasta ve eşine bilgi verilir. 1 hafta daha beklenirse bebeği kaybetme riskinin % 0.5-1 olduğu, 2 haftada riskin %5 olacağı 3 haftada ise % 10-15’e çıkacağı söylenir. Hasta bu riskleri göze alırsa beklemeye devam edilir. Aksi takdirde ise rahim ağzını yumuşatıcı ve olgunlaştırıcı ilaçlar uygulanarak ya da uygunsa direkt indüksiyon ( suni sancı ) başlanarak doğum yaptırılır. Bu yöntem de normal doğum şansı % 70-80’dir. Normal doğum eylemi başlasa bile doğumun olacağı garanti değildir. % 10- 15 olasılıkla çeşitli nedenlerle (rahim açılmaması, bebeğin sıkıntıya girmesi v.s.) sezeryan gerekebilir. Hasta o zaman boşu boşuna bu sancıları niye çektim diye düşünse de doğru olan budur.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Tamer Sözen • 1968 yılında İstanbul’da doğdu. • İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra İstanbul Tıp Fakültesi’ne girdi (1985). • 1991 yılında bu fakülteyi bitirerek yine İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’nda ihtisas yapmaya hak kazandı. • 1996 yılında Uzman oldu. Ve bir yıl süreyle Alman Hastanesi’ne bağlı olarak çalıştı. • 1997-1999 yılları arasında Gölcük Deniz Hastanesi’nde askerliğini yaptı. • 1999 yılından itibaren Avrasya Hospital’da Kadın Doğum Uzmanı olarak görev yapmakta, evli.
ABD ve gelişmiş Avrupa ülkelerinde sezeryanla normal doğum ücretleri çok farklıdır. (ABD’ de normal 1500- 2000 $ iken sezeryan 8-10 bin $ dır.) Hastaların tamamı sigortalı olduğu için sigorta şirketleri bu parayı gerekmediği zaman ödemekten kaçınırlar. Gereksiz sezeryan yapan hekimlerle de çalışmazlar. O yüzden normal doğum daha çok tercih edilir. Sezeryan giderek artan teknoloji, gelişen aneztezi ve analgazı (ağrı kesici ) yaklaşımları, yeni operasyon teknikleri ile son 4-5 yıldır çok kolaymış ve konforlu bir doğum şeklini almıştır. Bebek ve anne için de hiç risk taşımadığı için hastanın arzu etmesi halinde yapılabilir. (iç bir tıbbi gerekçe olmasa da) 3-4 saat içinde su içilebilir, 6. saatte de hasta ayağa kalkıp yemek yiyebilir ve 24-48 saat içinde evine gidebilir. Ayrıca ücret olarak da yurt dışına oranla çok daha ekonomik ve yüksek teknoloji ile sezeryan doğumu gerçekleştirilmektedir. (500-3000$
Normal doğum ise tam bir şölendir. Bebeğin tam çıktığı anı yaşayabilmek çok özel bir his ve durumdur. Düşünsenize 9 aylık beklenti bitiyor, karnınızdaki kitle ve ağrılar sona eriyor. Vajinaya olan baskı kalkıyor ve anne oluyorsunuz. Böyle bir duygu bombardımanı şüphesiz çok farklı bir olgu. Iyi eğitildiğinde, iyi hazırlandığında anne için doğum çok kolaydır. Gerekirse eşin bile doğuma alınması mümkündür. Ancak ülkemize özgü olan doğuma kalabalık gidilmesi hem anneye, hem de doktor ve hastaneye büyük sıkıntılar yaşatmaktadır. Hiçbir hekim asla hastasını bilinçli olarak operasyona yönlendirmemelidir. Bu tıbbi ve sosyal etikle bağdaşmaz. Bunu yapan hekimler kısa sürede başarısız olurlar ve hasta kaybederler. Ama hastalarımızda böyle hekimler yüzünden genelleme yapmamalı, kendi hekimlerine ve söylediklerine sonuna kadar güvenmelidirler. Gereksiz yere yapılan sezeryanlar yüzünden, gerçekten operasyon gereken durumlarda hasta ve yakınları hekimlerine bazen şüpheyle yaklaşabilmektedirler. Bu da son derece yanlış bir yaklaşımdır. Iyi bir doğum, hastanın en az travma geçirerek anne olmasıyla gerçekleşir. ekim hastasını çok iyi bilgilendirmeli, verilecek karar o’nu da ortak etmelidir. Yarı yolda sancılara dayanamayacağını düşünen hasta, hiç buna kalkışmamalıdır. iç bir hastanın normal doğumunun ne kadar süreceği, kolay mı, zor mu olacağı önceden bilinemez. Önemli olan hekime güvenilmesi ve iyi bir işbirliğinin yapılmasıdır.
Gelelim başlıktaki sorunun yanıtına! Anne açısından ve sağlık yönünden her iki doğum şekli de iyidir. Önemli olan gelecekteki dünyamızı oluşturacak olan bebekleri en iyi koşullarda dünyaya getirmektir. Iyisi mi siz sevgili okurlar önce kendisine güveneceğiniz bir hekim ve hastane seçin. Sonrasını ise hekimizin deneyimli ellerine ve engin bilgi birikimine bırakın. Sağlıklı günler dileğimle... |