Her hastanın ülkemize bir maliyeti vardır. İster özel ister kamu hizmeti alsın önemli olan kaliteli olması, erişilir olması, rekabet ortamında iyileştirmeye açık sürdürülebilir olması ve bunun sisteminin kurulmasıdır.
Yönetim Kurulu Başkanı
Genel Cerrah Op.Dr. Hüseyin URLU
Sosyal Güvenlik Kurumunun Fiyat Belirleme Komisyonunu kurmadan, gerçekçi maliyet analizleri yapmadan ve sadece kamu sektörünün çalışma koşullarını baz alarak hazırladığı ve 1 Ekim 2008 ‘de yayınladığı SUT’u (Sağlık Uygulama Tebliği) sağlık sektörüne sunmuş, bu tebliğ özel sağlık sistemini sıkıntıya sokmuştur. Bu sıkıntılı ortamdan çıkış yolları arayan özel sağlık sektörünün durumunu şöyle bir analiz etmekte fayda olacağı kanaatindeyim. Mevcut durumda sağlık sektörünün paydaşları (hastalarımız, doktorlarımız, özel sağlık kurumları ve Sosyal Güvenlik Kurumu) bu durumdan nasıl etkilenmektedir bir göz atalım.
Hastalarımız devlete ödemiş olduğu vergiler dışında ayrıca SGK’ya yıllarca çalışarak ve maaşından kesilen peşin paralar ile primler ödemektedir. Bu primler karşılığında sağlık hizmeti almak istediğinde karşısına katılım payı çıkmakta her muayene için 10 YTL ödemekte ve tahsilatını eczaneler yapmaktadır. Ayrıca özgürce sağlık kurumunu ve doktorunu seçme özgürlüğü elinden alınmaktadır. Önümüzdeki dönemde ise sevk zinciri tekrar oluşturulacak hastalarımız sağlık ocağı yada aile hekiminden sevk almadan özel hastaneye, devlet hastanesine yada üniversite hastanesine gidemeyecek ve giderse de ücret ödeyecektir.
Doktorlarımızın da alınteri ve emeği değersizleştirilmiştir. Yıllarca okuyarak ve çalışarak bazen 24 saat nöbet tutarak gece-gündüz demeden elde ettikleri tecrübelerinin karşılığını alamayacak duruma gelmişlerdir. SUT (Sağlık Uygulama Tebliği)‘nde doktor emeği hesaba katılmamıştır. Bu yeni sistemde özel hastanede yatan hasta için doktor emeği yer almamaktadır. Hastaya ayrılan süreler azalmaktadır, hastaların bekleme süreleri artmaktadır, kişiye özel hizmet etkinliğini yitirmekte ve yetersiz bir hizmet anlayışı hakim olmaktadır. Bu durum da en çok gerçekten hizmete ihtiyaç duyan hastalarımıza zarar verecektir. İşgücünün karşılığını alamayan hekimlerde ya mesleği terk edecek ya da pasifize olacaklardır. Hekimlik mesleği ise halk arasında seçkinliğini yitirmeye başlayacak ve yetişmiş doktorların yurtdışına gitmelerine, beyin göçüne neden olacaktır. Özel Sağlık Kurumları açısından durum ise daha da vahimdir. Hastanın istediği hastaneye gitme ve istediği hekime muayene olma özgürlüğü ortadan kalkmaktadır. Devlet hastanelerinin önemli giderlerinin hazinece karşılandığı bir gerçektir. Özel sağlık kurumlarının giderlerinin birçoğunu hesaba katmayarak uygulatmaya çalışması bir süre sonra özel sağlık sektörünün önünü kesecek duruma gelecektir. Özel hastaneler kaliteli, yüksek teknolojili, hızlı, ulaşılabilir, etkin ve yüksek hasta memnuniyetine dayalı sağlık hizmetini veremez duruma geleceklerdir. Belki hastalar ileri bilgi ve teknolojik sağlık hizmeti almak için yurt dışına gidecektir. Global kriz yaşanırken, halkımızın sağlık sorunlarının çözümü için sağlık bakanlığımızın, özel sektör şartlarını yeniden değerlendirmesi veya halkımıza kaliteli ve daha ucuz hizmetler verebilmesi için kamu hastanelerinde olduğu gibi sübvansiyon yapılmalı, vergilerden muaf olmalı veya SUT ücretlerinin gerçek maliyetlerde olması sağlanmalıdır.
Sosyal Güvenlik Kurumunun; Hazırladığı fiyat listeleri tamamen Sağlık Bakanlığı hastanelerinin şartlarına göre hazırlanmış ve etkili bir maliyet analizi olmadan düzenlenmiştir. Bu fiyat listeleri içerisinde özel hastanelerin en büyük gider kalemleri olan doktor ve personel giderleri ile tıbbi cihaz giderleri göz ardı edilmiş olması büyük bir handikaptır. Devlet hastanelerinde doktor ve personel giderleri hazine bütçesinden ödenmektedir. Ayrıca Devlet hastaneleri hazineden farklı ödeneklerde almaktadır. Fakat özel hastanelerin böyle bir ödeneği bulunmamaktadır. Tamamen hastalarımızdan aldıklarımızla doktor ve personel maaşları ödenmekte, yeni tıbbi cihazlar alınmakta, hastanenin, cihazların bakım, onarım ve tamiratları yapılmakta, elektrik, su, doğalgaz masrafları ödenmekte, kırtasiye ve matbaa giderleri vs. karşılanmaktadır. Ayrıca hastalarımızdan alınan ücretlerden %8 oranında katma değer vergisi, %20 kurumlar vergisi vs. birçok vergilerde devlete peşinen ödenmektedir
2007 yılı verilerine göre SGK’nın ülkemizdeki toplam 390 özel hastaneye (Cerrahi malzemeler hariç) ödediği toplam 1.7 Milyar YTL’dir. Ameliyatlar dahil hasta başına ortalama maliyet 54 YTL.’ye gelmektedir.
Devlet hastanelerine SGK 9.1 Milyar YTL ödemiş bu da hasta başına ortalama 41 YTL maliyet yaratmış ancak ayrıca devlet bütçesinden 11.7 Milyar YTL. daha ödenmiş bu dahil hasta başı maliyet 94.4 YTL. olmuştur Yani her hasta için devlet sübvanse işlemi yapmıştır. Her hastanın ülkemize bir maliyeti vardır. İster özel ister kamu hizmeti alsın önemli olan kaliteli olması, erişilir olması, rekabet ortamında iyileştirmeye açık sürdürülebilir olması ve bunun sisteminin kurulmasıdır. Tüm halkımıza, doktorlarımıza, sağlık sektörü ve kamu kuruluşlarına ortak menfaat ve verim sağlayan çözümler dileğiyle.. |