|
Gebeliğin Önlenmesinde Etkin Bir Yöntem; "Doğum Kontrol Hapı" |
|
Yazar Avrasya Bilgi İşlem
|
|
Pazartesi, 09 Temmuz 2007 |
|
Hızlı nüfus artışı dünyanın kıt kaynaklarını zorlamakta olup gelişmemiş ülkelerin en önemli sorunu olarak önemini korumaktadır. Ülkemizde doğurganlık dönemindeki bir kadının hedeflediği çocuk sayısı ortalama 2 çocuk olmasına rağmen bu grup kadınların %32’sinin herhangi bir gebelik önleyici yöntemi kullanmadığı bilinmektedir.
Bu durumun sonucunda ülkemizdeki tüm doğumların %19’unun istenmeden veya planlanmadan yapılan doğumlar olduğu bildirilmektedir. Diğer yandan, her yıl, yüz bin doğumun 49’unda doğum yapan anne ölmektedir. Bu annelerin yaklaşık üçte biri, dördüncü veya daha sonraki doğumlarını yaparken ölmektedir. Yani kadınlarımız doğurmak istedikleri sayıda gebeliği planlayamamakta ve çoğunluklada ortaya çıkan bu istenmeyen gebeliklerin sayısı dördü geçtikten sonra doğurmaya çalışırken hayatlarını kaybetmektedirler. İşte sırf bu nedenle bile, doğum kontrolü yöntemleri kadın sağlığında çok önemli bir yer oluşturmaktadır. Doğum kontrol hapları, gebeliği önleyici modern yöntemler arasında spiralden (%23) sonra en sık (%7) kullanılan yöntem olarak ikinci sırada yer almaktadır. Doğum kontrol hapı kullanılmasına rağmen gebe kalma oranı düşük (%3) olup, bir yılın sonunda ilaca devam etme oranı hayli yüksektir (%72). Doğum kontrol haplarının içinde östrojen ve progesteron isimli maddeler vardır. Bu maddeler normalde de kadın vücudunda bulunan hormonlardır. Adet boyunca her gün kullanılan (28 hap) veya bir hafta ara verilen (21 hap) doğum kontrol haplarının gebelik oluşumunu engelleyen etkisi, esas olarak yumurtlamayı baskılamak suretiyle ortaya çıkar. Bu haplar istenmeyen gebelikleri ve kürtajları engeller, dış gebelik ihtimalini düşürür ve yukarıda da belirttiğimiz gibi anne ölüm oranlarını azaltır. Aynı zamanda yumurtalık ve rahim kanserine karşı koruyucu etkileri olan doğum kontrol hapları yumurtalık kistlerini, adet düzensizliğini ve sancılı adet görmeyi engellemektedir. Üreme sağlığı üzerindeki bu olumlu özelliklerinin yanı sıra bu hapların bilinen diğer yararlı etkileri şunlardır; kalın barsak kanserinde azalma, kistik meme hastalığında azalma, damar sertliğini engelleme, adet sırasında ortaya çıkan türde migren baş ağrısında azalma. Sivilce oluşumunu azaltan ve aşırı kıllanma tedavisinde de başarıyla kullanılan doğum kontrol haplarının kilo aldırıcı bir özelliği olmadığından, kullanıcılarda şişmanlama endişesinin olması yersizdir. Kısırlığa yol açmayan bu hapların kullanımı bırakıldıktan sonra hemen (en geç 3-6 ay içinde) gebe kalınabilmektedir. Aşırı şişman, şeker hastası, tansiyonu yüksek, şiddetli varisleri olan, daha önce damar tıkanıklığı geçirmiş, 35 yaşından büyük ve sigara içen kadınlarda yan etkilerin görülme sıklığı arttığı için doğum kontrol hapı kullanımı önerilmemektedir. Günümüzde üretilen düşük dozlu doğum kontrol hapları üreme sistemine olan olumlu etkileri ile kadın sağlığını korumada etkin ve güvenilir ilaçlardır. Bu ilaçların aile planlaması amacıyla kullanımlarının bireyselleştirilmeleri için kadınların öncelikle bir uzman gözüyle değerlendirilmeleri uygun olacaktır.
Doç. Dr. Mehmet HARMA
Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü
|
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 11 Nisan 2011 )
|